Cilt Bakımı ve Cilt Tipi Tayini

Home ESTETİK – KOZMETİK Cilt Bakımı ve Cilt Tipi Tayini

Günlük cilt bakımı her cilt tipinde önemlidir ve yapılması gereklidir. En güzel cildin bile bakıma ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Sadece bazı cilt tipleri bakım konusunda daha hassasiyet gerektirirken, bazıları ise çok küçük bakımlarla güzelliğini koruyabilir.

Kaç kere bir kozmetik dükkanına gidip 50 TL’den 500 TL’yi bulan ve bir daha asla kullanmayacağınız ürünlere para harcadınız? Bir satış danışmanı ya da kozmetik uzmanının sizin için ‘harikalar yaratacağını’ söylediği bir ürün hiç bir işe yaramadığı oldu mu? Sebebini bilmeden bir ürünün alerji ya da rahatsızlık yarattığı oldu mu? Neden en yakın arkadaşınızın önerdiği bir yüz bakım ürününü siz kullandığınzda cildiniz berbat görünür? Sabun kullanmalı mısınız, kullanmamalı mısınız? Güneş kremini kullanmanız gerektiğini bilmenize rağmen sizde yarattığı histen neden nefret edersiniz?

Eğer bir Subaru Forester arabanız varsa, Volkswagen Golf’ün bakım programını bu araçta uygulamazsınız. Yani kuru ve hassas bir cildiniz varsa, yağlı, dayanıklı ciltli birine daha uygun olan nemlendirici ve temizleyici içeren bir kozmetik prosedürünü neden takip edesiniz ki?
Peki neden? Cilt tipinizi bilmiyorsunuz, bu yüzden cildiniz için doğru ürünleri bilmiyorsunuz. Cilt Tipi Analizi’nin yayınlanmasına kadar Baumann Cilt Tipi Sistemi geniş çapta bilinmiyordu ya da ulaşılabilir değildi. Birçok insan genel anlamda ciltlerini tanırken, çoğu insan, herkes tarafından bilinen ancak doğru ve tam bir bilinç oluşturmayan eksik ve bilimsel olmayan tanımlara güvenmektedir.

Cilt Tipinizi bilmeniz, yararlı ürünler ve tedavilere ve güzel bir cilde ulaşmanın atlanan, önemli bir adımıdır. Ancak yoğun olan Baumann Kozmetik ve Araştırma Enstitüsü’ne ilk kez gelen tipik hastalardansanız, iddia ediyorum ki:

Cilt Tipinizi bilmiyorsunuz.
Cilt Tipinize uygun temel cilt bakım ürünlerini seçemiyorsunuz
Cilt Tipiniz için yanlış ürünleri kullanıyorsunuz.
Bu ürünlere harcamanız gerekenden daha fazla para harcıyorsunuz
Cilt Tipiniz için yanlış prosedürleri uyguluyorsunuz.
Cilt Tipinize yararlı olacak olan prosedürlerin avantajlarından faydalanamıyorsunuz.

**Öncelikle kişinin cilt tipine uygun olan ürünleri kullanması çok önemlidir.

**Temizleyici ürünlerle cildimiz temizlenirken aynı zamanda vücudumuzun doğal nemlendirici faktörleri de aynı anda vücuttan atılırlar. Bunun tekrar yerine konması 2-3 günü bulabildiği için dışarıdan günlük nemlendirici desteği çok önemlidir.

** Her gün maruz kaldığımız ultraviyole ışınlarına karşı da düzenli olarak güneş koruyucu ürünler kullanılmalıdır.
Cildin Biyolojisi
Epidermis denen cildin en üst katmanı dört ayrı katmandan meydana gelmektedir. Birisinin cildine baktığınızda, ışığı yansıtan hücrelerden oluşmuş en üst katmanı görürsünüz.Bu üst katman pürüzsüz olduğunda, ışığı eşit miktarda dağıttığı için cilt, yüzeyinin sert olduğu zamana gore daha düzgün ve parlak görünür.

Epidermisin en alt kısmında, diğer tüm cilt hücrelerini üreten bazal hücre adındaki “ana hücreler” vardır. Bu ana hücreler bölünerek, epidermisin en üst seviyelerine kadar çıkan “yavru hücreler”i şekillendirir. Seyahat ederlerken, yaşlanırlar ve en nihayetinde ölürler, böylece üst katman, yirmi altı günle kırk iki gün arası sürecek “hücre döngüsü” denen bir işlemden geçerek kendiliğinden pul pul dökülen ölü hücrelerden oluşur. Hayatın otuzlu ve seksenli evrelerinde, hücre döngüsü gençlikteki hızına oranla yüzde 30’la 50 arası yavaşlar. Yani, daha yaşlı ciltler kendilerini daha yavaş yenileyerek pürüzsüz bir yüzey yerine pürüzlü yüzeyli hücreler şekillendirir.

En üstteki hücreler nemi saklayan doğal nemlendirici bir faktör içerirler. Vücut kuru bir ortama olan tepkisini daha fazla DNF üreterek koyar, ama üretimin hızlanması birkaç gün alacağı için, cildiniz yardım gelene kadar oldukça nemsiz kalabilir. Bu yüzden kuru bir ortamda cildinizi nemlendirmek çok önemlidir. Epidermisin ortasında hücreler tarafından salınan maddeler, cilt hücrelerini saran ve cildin nemli kalmasını sağlayan lipidlerden (yağlar) oluşmuş koruyucu bir tabaka meydana getirirler. Parmaklarınız ve ayakuçlarınız daha az lipid içerdiği için, bacaklarınız kadar “suya dayanıklı” değillerdir, bu yüzdendir ki parmaklarınız ve ayakuçlarınız suya girdikten sonra kuruyup buruşuk buruşuk olurken, bacaklarınız olmaz. Cildinizin soğuk havalarda çatlamasının nedeni soğuyan lipidlerin sertleşmesi ve hareket kabiliyetinin azalmasıdır. En iyi nemlendiricilerin amacı bu önemli lipidlerin miktarını artırarak cildinizin nem depolamasına yardımcı olmaktır.

BİRİNCİ FAKTÖR: CİLT NEMİ: YAĞLI-KURU
Yağlı bir ciltle, yüzünüz sıklıkla parlak görünebilir ve doğal olarak yağlı gelen ürünlerden kaçınırsınız. Akne ve döküntülere kuru cilt türlerinden daha savunmasız olursunuz. Kuru ciltli insanlar ciltlerinin kuru olduğunu, mat renkli olduğunu ve/veya sert dokulu olduğunu fark edeceklerdir.

Kuruluk ve yağlılık temel olarak cilt bariyerinin durumuna, cildin nemli kalmasını sağlayan cildin dış katmanına ve yağ (sebum) üretiminin kendisine bağlıdır.

Bariyer; her tuğlası (hücresi) harç (lipidler denen yağ) ile birbirine tutturulan tuğladan bir duvar gibidir. Zararlı maddeler, soğuk ve kuru hava bu yağları yıpratarak harcı aşındırabilir, buna binaen “tuğlalar” (hücreler)bulundukları yerde güvenli değillerdir. Temizlik maddeleri, aseton, klor ve diğer kimyasallar ve hatta uzun sure suya maruz kalmayı da içeren bir takım dış faktörler bu bariyere zarar verebilir, ya da bariyer genetik nedenlerle noksan olabilir.

Bariyerin ana bileşenleri seramidler, yağlı asitler, kolesterol ve tüm farklı türlerdeki lipidlerdir. Bunlar, cildin su geçirmezlik özelliğini koruması için doğru orantılı olmalıdırlar. Bozulmuş bir bariyer hem kurulaşma hem de hassaslaşma eğiliminde olacaktır. Kuruluğun ortaya çıkmasının sebebi cilt neminin yok olmasıdır. Hassaslığın ortaya çıkmasının sebebi ise noksan bir cildin tahriş edici dış maddelerin geçişine izin vermesidir.

Doğru cilt bakım ürünlerini kullanarak cilt bariyerini tedavi etmek bir takım cilt hastalıklarının iyileşmesini sağlayacaktır. Yağlı asit ve kolesterol gibi temel besin maddelerini katmak gerekli yapı taşlarınının üretilmesini sağlar. Yeterli besin alamamak cildinizin kendisini tedavi etme ve yenileme yeteneğini zayıflatabilir, kolesterol düşürücü ilaçlar alan insanların kuru bir cilde sahip olmasının nedeni budur.

Yağ Üretimi

Cildin balmumu esteri, trigliserit ve skualen içeren yağlar salgılayan pek çok yağ (sebase) bezi vardır. Bu yağlar (lipidler) cildin nemli kalmasını sağlayan bir tabaka şekillendirir. Artan sebum üretiminin cildi yağlandırmasına (bunun zıttı bir durum(yani cildi kurutması) her zaman görülmez) karşın, kuru cilt sadece sebumdan değil, cilt bariyeri bozukluklarından da kaynaklanabilir.

Yağ üretimini; beslenme düzeni, stres, birbirine benzemeyen aynı cinsten ikizler ve genetik kalıntılar etkileyebilir. Yirmi çift, tek yumurta ikizleri ve birbirine benzemeyen aynı cinsiyette ikizlerle yapılan bir araştırma tek yumurta ikizlerinin hemen hemen aynı yağ üretimine sahip olduğunu gösterirken, birbirine benzemeyen ikizlerin büyük ölçüde farklı miktarlara sahip olduğunu gösterdi.

İKİNCİ FAKTÖR: CİLT HASSASLIĞI: HASSAS-DAYANIKLI

Dayanıklı bir cildin cilt hücrelerini koruyarak allerjinleri ve tahriş edici maddeleri daha alt cilt katmanlarından uzak tutan güçlü bir cilt bariyeri vardır. Güneşte yanmadığı sürece, dayanıklı tip ciltleride içeren cildiniz çoğu ürünü tepki vermeden kullanmasına izin verdiğinden nadiren kaşınır, kızarır ya da akne üretir.Ancak, işin ironik kısmı(buna zıt olarak) pek çok ürünün “kalın” bariyerden geçecek ve sonuç üretecek kadar gücü yoktur.

İnsanların %40’ının yakındığı hassas cildin daha güçsüz bir bariyeri vardır, bunun sonucunda pek çok cilt reaksiyonuna karşı savunmasızdır. Birçok ürün hassas ciltleri hedef almasına karşın, birbirinden dağlar kadar farklı dört cilt altgrubu vardır, bu yüzden bakımınız ve ürünleriniz sizin kendi altgrubunuza hitap etmelidir:

Akne altgrubu: Akne, siyah nokta ve akbaşağa sebep olur.

Rozase altgrubu: Tekrarlı kızarıklıklar, yüz kızarıklığı ve sıcaklık hissine sebep olur.

Kaşınma altgrubu: Kaşıntı ya da ciltte yanmaya sebep olur.

Alerji altgrubu: Kızarıklık, kaşıntı ve cilt dökülmesine sebep olur.

FAKTÖR ÜÇ: DERİ PİGMENTASYONU: PİGMENTLİ-PİGMENTSİZ
Anketteki pigmentli-pigmentsiz ölçeği yüz ve göğüsteki istenmeyen koyu lekelere yakalanma olasılığını ölçer. Test aynı zamanda cilt rengi ve etnik kökeni dikkate alacak olsa da, bu benim sistemimde istenmeyen lekelere olan eğilimi belirlemek kadar önemli değil. Bu yüzden tüm etnik kökenlerden insanlar on altı cilt tipinden herhangi birine dahil olabilir. Bununla birlikte, bazı durumlarda, belirli bir cilt tipine sahip insanların çoğu belirli etnik kökenlerden gelebilirken, çok farklı etnik gruplardan insanlar bu cilt tipine az sahip olabilir.

Neden mi istenmeyen kahverengi-siyah lekelerin üstünde bu kadar duruyorum? Dermaloglara giden hastaların %21’i bu lekeleri tedavi ettirmek için gidiyor da ondan. Seksen binden fazla insan her yıl koyu lekeleri azaltmak için reçetesiz ilaçlar satın alıyor. Çeşitli türlerdeki koyu lekeler estetik kaygıya neden oluyor.

Koyu lekeler

“Gebelik maskesi” olarak da bilinen melazma, yüzde veya göğüste bozuk bir paradan büyük bir alana kadar uzanan bir yelpazede açık ya da kapalı, kahve veya gri alanlardan oluşur. Güneşe maruz kalan bölgelerde ortaya çıkan melezma doğum kontrol hapı ya da hormon replasmanı kullansın-kullanmasın, östrojen tedavisi kullanan kadınlarda ya da hamile kadınlarda daha yaygındır. Melazma can sıkıcı olabilir ve hatta daha ileri vakalarda, çirkin görüntüler oluşturabilir.

Güneş lekelerine güneşte fazla kalma ve güneş yanıkları sebep olabilir. Bunlar güneşten kaçınarak veya güneş koruması ile tamamiyle önlenebilir. Her renk cilt ve saça sahip insanda belirebilen güneş lekeleri genlerden çok, aşırı güneş gibi çevresel faktörlerden kaynaklanır.

Genellikle koyu lekelerle kırışıklıklardan daha fazla ilgili olan Asyalıların görüşüyle, güneş lekelerinin yaşlanmaya, kırışıklıklar kadar veya daha fazla katkısı olduğu fikrine katılıyorum.

Benzer görünüşleri olsa da güneş lekelerinin aksine ephelides olarak da bilinen çiller kızıl saç ve açık tenle ilişkilidir. Açık ten ve kızıl saçla yakından bağlantılı olan, çillerden sorumlu olduğuna inanılan gen, MC1R genidir. Genlerinizi kontrol edemezken, güneşte kalma miktarını kontrol edebilirsiniz. Güneş lekeleri yaşla birlikte daha da kötüleşirken çiller çocukluğun ilk başlarında ortaya çıkar, yirmi yaş öncesinde güneş yanıklarının bir sonucu olarak artar ve yaşla birlikte kaybolur. Çünkü çillere en çok meyilli olan açık tenli, kızıl insanlar sıklıkla güneşten yanarlar, bronzlaşamazlar ve kendilerini güneş lekeli insanlara göre güneşte daha az kalarak, güneşten kaçarken bulurlar. Ancak, bu açık tenli kızılların, sık güneş yanıkları ve güneşte kalma öyküsü ile melanom olma riski daha fazladır.

Güneş lekesi çok olan insanların aksine, çilli insanlar; güneşten kaçınıyorlarsa ve sigara içmemek, retinoid kullanmak ve antioksidan bakımından zengin beslenmek gibi iyi cilt alışkanlıklarına sahip iseler gergin grubuna dahil olabilirler.

DÖRDÜNCÜ FAKTÖR: KIRIŞIK – GERGİN

Cilt yaşlanmasının iki ana süreci, intrinsik ve ekstrinsiktir. İnstrinsik yaşlanma, sizin zamanla açığa çıkan kişisel genetik programlamanızdır. Kaçınılmazdır ve kontrol edilemez. Ekstrinsik yaşlanma —sigara, kirlilik, kötü beslenme ve güneşe maruz kalma gibi—değiştirilebilir çevresel faktörlerden kaynaklanır.

Günlük Güneş Koruyucu Kullanımı
Dışarıya çıksanız da çıkmasanız da her sabah güneş kremi kullanmayı alışkanlık haline getirin. UVA, binalara, arabalara ve uçaklara zararlı güneş ışınlarını göndermek için kolayca pencerelerden içeri nüfuz eder. Favori güneş losyonunuzu, sabah rutininizin bir parçası olarak uygulamayı unutma ihtimalinize karşı, arabanızda, masanızda veya çantanızda bulundurun. Çok uzun süre güneşte bulunmayacağınız zamanlarda günlük koruma için en az 15 faktörlü bir ürün seçin. Güneş korumasını, faktör içeren nemlendirici, fondöten ve pudra gibi çeşitli cilt bakım ürünlerinden de sağlayabilirsiniz. Sadece birlikte kullanıldığında en az 15 faktör olan ürün kombinasyonu kullandığınızdan emin olun. Bir pudranın veya fondötenin uygun faktörü sağlayacağına asla güvenmeyin. Gerçekten korunmak için, onları güneş kreminin veya nemlendirici güneş kreminin üstüne uygulamalısınız.

Güneş kremi uygulaması

Uygulamak için, ürünün dörtte birini sıkın ve tüm yüzünüze, boynunuza, ellerinize ve göğsünüze uygulayın. Yaşınızı ele verecek, güneş gören tüm bölgelere uyguladığınızdan emin olun.(Neredeyse her zaman birinin yaşını, ellerine, boynuna ve göğsüne bakarak söyleyebilirim.) Boyun için etkili bir şekilde zamanı geri alabilecek prosedürler olmadığı için, genç görünmeye devam etmek istiyorsanız bu bölgeleri korumak çok önemlidir.

Daha fazla güneşte kalma

Eğer yüzüyorsanız, spor yapıyorsanız, sahile gidiyorsanız, güneşli bir günde araç kullanıyorsanız veya bir sebepten daha fazla güneşte kalmanız gerekiyorsa, size şunları yapmanızı öneririm:
30-50+ faktörlü, geniş spektrumlu bir ürün kullanın ve her saat başı uygulayın.
Cildinize yeterinde nüfuz edebilmesi için güneş kremini, güneşe çıkmadan 30 dakika once uygulayın.
Güneşe, sabah 10dan önce veya akşam 4ten sonra gibi güneşin daha az etkili olduğu saatlerde çıkmaya çalışın.
Mümkünse şemsiye kullanın.
Koruyucu faktörlü kıyafet giyinin, www.sunprecautions.com dan veya diğer tedarikçilerden temin edebilirsiniz.

Kırışıklık Önleme

Güneş koruması kırışık önlemenin anahtarı olmasına rağmen, başka faktörler de vardır. Epidermis, yani ciltteki en üst katman, cildin daha parlak ve pürüzsüz görünmesini sağlar; kırışıklıklar ise cildin daha alttaki katmanlarında yani dermiste oluşan değişikler yüzünden oluşur. Ne yazık ki, birçok cilt bakım içeriği kırışıklıklara etki edebilmek için dermise ulaşana kadar cilde nüfuz edemez. Ancak tabii ki istisnalar vardır. Reçetesiz retinoller ve (reçete ile alınan) retinoidler gibi içerikler kırışıkların oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Ciltte sürekli olarak kullanıldığında, antioksidanlar ekstrinsik yaşlanmanın sebep olduğu bazı şeyleri engelleyebilir. ‘Kırışık önleme’nin hedefi, iltihap ve yaşla azalan üç önemli yapısal içerik olan hiyaluronik asidi(HA), elastini ve kollajen kaybını durdurmaktır. Bazı yaşlanma karşıtı ürünler bu içeriklere sahiptir ve onları cilde tekrar vermeyi hedefler, ancak; molekülleri topikal olarak emilebilmek için çok büyük olduğundan, bu mümkün değildir. Topikal formüllere eklenen hiyaluronik asit cilde su sağlayabilir, fakat; cilde nüfuz edemez ve kendiliğinden oluşan HA’nın yerini alamaz. Keşke cilteki kollajenin yerini alabileceğini iddia eden her kollajen içerikli cilt kremi ve ciltteki HA miktarını arttırdığını iddia eden her HA ürünü gerçek olsaydı.

Cildin kendi kollajenini, elastinini ve HA’sını üretmesi için cildi harekete geçiren topikal faktörler daha etkilidir. Retinoidlerin, C vitaminin ve bakır peptidlerin kollajen sentezini arttırdığı görülmüştür.

Bu bileşenleri mezoterapi denilen yeni bir yüzeysel enjeksiyon yoluyla veya dermal dolgu denilen bir kozmetik dermatolojik prosedüre enjekte etme etkilidir.

Bunlarla ilgili daha detaylı bilgiye Uzm. Dr. Nezih KARACA’nın çeviri editörlüğünü yaptığı “Cildinizi Keşfedin” isimli kitaptan ulaşabilirsiniz.

Cilt Tipinizin doğru tayini için yaptığımız anketi bizden talep edebilirsiniz. Cilt Bakımları da sizin cilt tipinizin doğru bir şekilde belirlenmesi ile uygulanmaktadır.